14 Aralık Cumartesi günü şirketimizin geleneksel Yılbaşı gala yemeği vardı. Organizasyon WOW Convention Center' da olunca geçen yıl yaptığımız gibi Halkalı' da oturan Gülten Anne' lere gittik, Arda' yı babanneye teslim edip yemeğe gittik. Kendisinden asla haz etmediğim Gülben Ergen sahneye çıkınca da erkenden eve geri geldik. Döndüğümüzde Arda uyumuştu, şöyle bir bakayım diye odaya bir girdim önce göremedim Arda'yı, panik oldum. Dikkatli bakınca da yandaki manzara ile karşı karşıya olduğumu anladım :) Gülten Anne Arda düşer belki diye beşikteki yatağı yere indirmiş, çocukların oyuncaklarının olduğu rafın yanına koymuş. Bizimki de fıldır fıldır gece yatakta dönerken rafa girmiş, kedi gibi orada uyuyor.. Sonra gece bir ara uyandığımda da yatağın yanına dayadığımız minderin üzerine yuvarlanmış, orada uyuyordu :) Uyurken bile duramıyor yerinde bıdık.
Bu video da 21 Aralık Cumartesi günü Duygucum tarafından çekildi. Arda' nın bu halleri beni çok şaşırtıyor, duygulandırıyor, düşündürüyor.. Bazen isyan ediyorum, saçlarımı çekerken özellikle sinirleniyorum, sonra diyorum bir gün gelecek belki hiç yaklaşmayacak bana, kendini sevdirmeyecek, öptürmeyecek, "git başımdan" diyecek.. Şu an biz onu sevelim, ilgilenelim diye kendini paralıyor, bir gün bize kafa tutacak, uzaklaşacak.. Bunları düşününce "boşver" diyorum kendi kendime, "bu anların da tadını çıkarmak lazım.."
Elbette ilk saçından bir bukleyi sakladım. Arda bebeğim de traş sonrası gerçek bir erkek çocuğa dönüştü, yumuşacık olan saçları anında sertleşti, kıyamam..
Yılbaşında, çok uzun zaman sonra ev dışında bir program yaptık. Sapanca' da Cem, Duygu, Serdar ve Begüm' le 8 villadan oluşan bir tesise gittik. Programı yaptığımız andan itibaren Arda' yı götürüp götürmeme arasında gidip geldim. Sonra düşündüm, artık gece ayrı kalmaya da yavaştan alıştırsak fena olmayacak dedim. Hem onun düzeni de bozulmaz, hem biz de daha rahat oluruz diye Arda' yı annemlere teslim ettim. Bizim için gayet eğlenceli geçti, mekanda düzenlenen yemek ve eğlenceye çok bayılmadık. Saat 00.00' a gelmeden villamıza geri geldik, hediye alıp vermece, içki, poker, dilek balonu, cranium, muhabbet, tabu derken sabah 5.00' e geliyordu yattığımızda. Arda yokken şöyle uzun bir uyku çekerim diyordum, yine olmadı :)
1 Ocak' ta eve geldikten sonra Arda' yı biraz dışarı çıkarayım dedim. Zaten Boran' ın işi vardı, evde rahat çalışsın, biz de bir önceki geceyi ana-oğul telefi edelim dedik :) Buyaka' nın içinde minik bir park-oyun alanı kuruyorlar. Arda'yı orada oynattım biraz, o kadar hoşuna gitti ki. Ama işte asıl o minik sandalyeye oturup, o minik masada eline kağıdı boyayı alıp bir çizgi çekti ya.. Nasıl duygulandım, nasıl bir şey o anlatamam.. Büyüyor oğlum, gözlerimin önünde değişiyor, ben ancak böyle anlarda idrak edebiliyorum..
Son olarak Arda' nın hafta sonu gündüz uykusuna geçmeye çalışmasının anları geliyor. Ben ona ninni söylerken o da kendi kendine şarkılar söyleyip sonra böyle uyumamak için oyun yapıyor işte. Sonra da pes edip saçını çeke çeke dalıyor uykuya bıdık.. Evet bu arada, ayağımda sallıyorum, doğru gördünüz :) "Valla uyusun da nasıl uyursa uyusun" modeli vol.30875.