18 Kasım 2013 Pazartesi

Arda memeyi nasıl bıraktı?

Emzirmek, herhalde bir kadının yaşayabileceği en güzel duygulardan biri.. Ben de bunu doyasıya yaşayabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. Aslında üzerinde dursaydım, daha uzun süre emzirmek için niyetlenseydim, veya Arda' da süt alerjisi çıkmasaydı ve ben emzirdiğim için diyet yapmak zorunda kalmasaydım, vs. bu güzel duyguyu çok daha uzun süre yaşayabilirdim. Hani genelde her doktor diyor ya, "2 yaşına kadar anne sütü alması önemli" diye, bizimki de kesin 2'yi bulurdu..

Öte yandan benim en başından beri duyduğum "1 yaşını geçince memeyi bıraktırmak daha zor oluyor, bilinçlendikçe memeye daha düşkün oluyor" tespitlerinden midir; yoksa Arda' nın memeye bağlandıkça gece uyanmalarının artması, sürekli bana yapışık yaşamak istemesi, bana özel bir alan kalmadığını ve özgürlüğümün tamamen bittiğini hissetmemin etkisinden midir bilmiyorum, ben de sürekli 1 yaşını doldurunca emzirmeyi bırakacağım diyordum. Zaten bu emzirmeyi bıraktırma ile ilgili okuduğum her yazı da kafamı karıştırıyor, gözümü korkutuyordu. 1 yaş aslında erken, bu tavsiyelere göre 2'yi bulmak önemli. Ama öte yandan 15/16. aylardan itibaren çocuk tamamen anlıyor ve bıraktırmak gittikçe zorlaşıyor. 2'yi bulmak evet önemli ama 2'den sonra da bıraktırmak lazım çünkü psikolojisi yanlış etkilenebilir, kendine güven duygusu zedelenebilir, ayrıca erken diş çürükleri olabilir, vs. vs. Tam bir kaos yani :)

11 aylıkken gittiğimiz doktor kontrolünde, "çocuk zaten alerjik bünyeli, fazla bir şey yiyemiyor, bırak emsin, en azından 18 aylık olana kadar sabret" nasihatinin ardından memeyi bıraktırma düşüncemden vaz geçmiştim aslında. Ayrıca bir yandan da zaten kendim kıyamıyordum, çünkü emerken inanılmaz bir keyif alıyordu.

Ancak ne olduysa bu doktor kontrolümüzden sonra oldu. Arda o kadar hırsla memeye saldırıyordu ki, özellikle üst düşleri de iyice belirginleştiği andan itibaren her emzirme sonrası meme uçlarım kızarıyor, tahriş oluyordu. Lansinoh, Garmastad Pomad, Bio-oil, artık Allah ne verdiyse kullanmaya başladım yeniden. Sanki emzirmeye yeni başlamış gibi yara oldu meme uçlarım, ki aslında ilk zamanlar bile ben böyle bir şey görmemiştim. Bütün gün iş yerinde biraz kendine gelse bile akşam eve gittiğim andan itibaren Arda seanslarına başlayınca bir önceki günden daha da kötü hale geliyordu. Artık bir noktada canım aşırı yanmaya başlamıştı, yine de bizim bıdık için katlanıyordum bir şekilde. Ancak tam da Bayram tatili başladığı gün meme ucumda kan ve iltihapla karşılaşınca anladım ki bu işin oluru yok. Internette biraz araştırma yapınca, benim durumumun "meme ucu çatlakları" olayını aştığını, "meme ucu kopması" na doğru son sürat gittiğini fark ettim. Hiç bir ilaç fayda etmeyecekti, emzirmeyi bırakmaya mecburdum.

Son bir umut olarak silikon uç denemek istedim. Zaten Arda ilk 3 ay, meme ucunu tutamadığı için bu uçlarla emmişti. Silikon uçla emerse, dişlerini ekarte etmiş olacağım diye düşünerek kendimce bir çözüm bulduğumu sandım. Bulduğum bu çözüm de Arda' nın memeyi bırakma nesnesi oldu. Hani "meme ucunu bantlama" diye bir yöntem var ya anneler arasında, bizimki de bir nevi o hesap. Silikon ucu gören Arda memeyi istemedi. Eliyle ucu çekmeye çalıştı, ben sabır ve kararlılıkla tuttum onun çıkabilen bir şey olduğunu keşfetmesin diye. Bir iki sızlandı, ağladı, "uf olmuş annecim" dedim, suratımı ekşittim, artık ne kadar anladı bilmiyorum tabi :) Bu süreçte anladım ki, aslında bebeğinize/çocuğunuza bir şey öğretmeye, benimsetmeye çalışırken hep olduğu gibi en önemli şey kararlı olmak ve pes etmemek. Beklediğimden çok daha kısa bir sürede (neredeyse 1 gün) ve çok daha kolay bir şekilde Arda memeden vazgeçmiş oldu.

Bu olaya başlarken tabi benim ilk tercihim bu değildi, ben silikon uçla emzirmeye devam edecektim. Ama sonra hazır tamamen bırakmışken böyle olmasının daha doğru olduğunu düşündüm. Sonuçta eğer bir şekilde tekrar emzirmeye başlarsam sonrası daha büyük karmaşa olacaktı benim için. Biraz kendimi kötü de hissettim aslında, daha çok emzirebilsem daha mı iyi olurdu diye ama sonuçta Arda tam 1 sene aldı anne sütünü ve yara olmasaydı devam da edecektim, keyfi bir karar da değildi benimki. Ayrıca keyfi karar olsa ne olurdu, bu bir tercihti sonuçta. Zaten annem de kendimi kötü hissetmem için elinden geleni yaptı, sanki bilerek, isteyerek bıraktırmışım gibi üstüme geldi. "Memeyi bırakınca zayıfladı çocuk" diyerek psikolojik baskı yapmasını mı istersin, yoksa "bu kış da emseydi, hastalıklara karşı iyi olurdu" diyerek sağlık kozunu oynamasını mı istersin, hiç olmadı gözleri dolu dolu "yazık" diyerek olayı iyice dramatize etmesini mi... Hangi birini sayayım :) Sonra bir gün, canıma tak dedi, bayağı yüksek perdeden patladım anneme de, konu kapandı sağolsun..

Neyse.. Sonuç olarak bir devir de böylelikle kapandı. Aslında benim aklımdan daha önceden "hazır 9 gün evdeyken ve tüm kontrol bendeyken şu emzirme ve uyku düzenine bir çözüm getirebilirim" diye geçmişti ama bu kadarını beklemiyordum. Bir de "çocuk seninle sürekli birlikte olunca daha çok emmek ister, bıraktırmak için 3-4 gün ayrı kalmanız lazım" demişti birkaç arkadaşım -ki genelde bir çok anne böyle bıraktırıyor memeyi ama ben tam istediğim gibi kendi kontrolümde bunu başarabildiğim için mutluyum :)
İlk birkaç gün sütümü sağdım. Gitgide daha seyrek zamanlarda ve daha kısa süreli sağarak sütümün tamamen bitmesini sağladım. Sağdığım sütleri yine Arda' nın kahvaltısına karıştırıp verdik. Bu sürede Arda geceleri biberonla Pregomin (içine biraz da Milupa gece tahılları karışımı ile) içerek uyudu. Gece uyandıkça yine biberon vermeye başladım. Zamanla uyku süreleri uzadı, gece daha az uyanmaya başladı, bu tabi benim için mucize gibiydi. Bir süre sonra her uyandığında biberon vermemeye başladım, kucağıma alıp sakinleştirip geri yatırıyordum, böylelikle gece beslenme alışkanlığını da yavaştan bırakmaya başladı. Daha uzun uyuyunca, daha mutlu uyanmaya başladı ve iştahı da belirgin ölçüde arttı.

Yine fazlasıyla uzattım :) Bir sonraki yazıda bu yeni düzenden ve özellikle beni en çok sevindiren uyku durumlarından bahsedeceğim..

Bu güzel anları, güzel arkadaşım Aslı 28 Ekim' de çekti, Arda ile son zamanlarımızı çok iyi anlatıyor :)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder